Merhaba, bloğuma hoş geldiniz 🙂

Okulumun tatile girmesiyle alışverişe çıktığımı söylemiştim. İşte o zamanlarda elimde okunacak epey kitap olmasına karşın sevdiğim yazarlardan birer kitap alarak kendime hediye etmiştim. 😀 Zülfü Livaneli’nin kalemini, kurgusunu çok beğeniyorum. Serenad ve kardeşimin hikayesi romanlarından oldukça etkilenmiştim ve Livaneli’nin yeni eseri olan huzursuzluk romanını her kitapçıya girdiğimde alsam mı sonra mı okusam diyerek tereddüt ediyordum. Kitabın arka kapağını okuyunca konusu ilgimi çekti ve hemen aldım.

Huzursuzluk romanın konusu: İstanbul’da gazetecilik yapan İbrahim, çocukluk arkadaşı olan Hüseyin’in ölüm haberini alır ve Mardin’e gider. Hüseyin’in ölüm nedenini araştırmak istediğinde ise Ortadoğu’nun problemlerinden biri olan IŞİD’in eziyetlerine maruz kalan ve Yezidi olan Meleknaz’ın Hüseyin’in ölümüne neden olduğunu öğrenir. Öyleki Meleknaz’ı bulmak pek kolay olmayacak ama ipuçları İbrahim’i ona götürür. Hüseyin, Meleknaz yüzünden Amerika’da öldürülmüştür. İlk başta töre olayı sansam da aslında dinsel açıdan karşı çıkış olduğunu gördüm. Özellikle Yezidilerle ilgili ve Mardin’in yaşantısıyla ilgili epey bilgi edindiğimi söylemeliyim.

Mardin’e gitme planım olduğu için kitabı sindire sindire okudum. Aslında Işid ve diğer siyasi olaylardan ne kadar etkilenen ve etkilenmek zorunda bırakılan ülke olduğumuz gerçeğini açıkça gözler önüne sermiş Livaneli… Kitabı bitirdiğimde ufak da olsa bir hayal kırıklığı yaşadığımı da belirtmeliyim. Kardeşimin hikayesinde olan sonu tekrar yaşadım. Ama birebir aynısı değildi. Daha farklı ve çarpıcı bir son bekliyordum. Bunda Livaneli’nin diğer kitaplarından etkilendiğim için bunda da bir ters köşe etkisi bekliyordum. Ama kitapta IŞİD eziyetleri, Mardin’deki insanların genel kültürlerini bulmak içimi burup bir taraftan insanlarımızın ne kadar merhametli olduğunu görmek duygu çatışması yaşamama neden oldu. Bu arada bu yıl içerisinde Doğu ve Güneydoğu’ya gitmeyi planlıyorum. Oraya gitmeden yaşanmışlıklar ve kültürler hakkında bilgi alabileceğim kitap önerileriniz varsa lütfen benimle yorum olarak paylaşın. Hemen kitaptan sevdiğim sözleri paylaşmak istiyorum.

“Dedim, olanları dünya aleme duyurmak falan değil, insanları bakın neler oluyor bu dünyada diye sarsmak da değil, bunların hepsini Angelina Jolieler benden kat kat iyi yapıyor. Ben sadece kendimi tedavi etmek için yazıyorum, insan denilen yaratıkların arasında yaşama gücünü tekrar bulabilmek için. Daha doğrusu öyle sanıyorum. İnsanları pençesine almış, çöl hecinleri gibi hepinizin ağzını kan içinde bırakan “harese”den kurtulmak için yazıyorum ve zaman zaman kendimi şu sözü tekrarlarken yakalıyorum: Ben bir insandım!”

“Dünyanın her köşesinde inançlar var, niye Ortadoğu’dan çıkanlar dünyayı kaplamış, diye bir soru soruyorum. En çok biz mi günah işlemişiz, en çok bizim mi düzeltilmeye ihtiyacımız varmış?”

“Tüketen insanın üreten insandan daha değerli olduğu bu yanlış ve ahlaksız döneme tahammülüm kalmamaıştı artık. Değişmiştim. Mardin beni değiştirmişti. İnsanlar bunca acı çekerken, İstanbul’da en iyi suşinin nerde yenilebileceğini konuşanlara dayanamıyordum.”

Yayınevi: Doğan Kitap

Sayfa Sayısı:154

Türü: Roman

Fiyatı:17 TL

         Sizler bu aralar hangi kitapları okuyorsunuz? Kurgularından etkilendiğiniz yazarlar var mı? Benimle yorum olarak paylaşın lütfen! Bloğumu beğendiyseniz “takip et” butonundan, instagram, facebook ve Google plus ile takip ederek yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın 🙂

21 YORUM

  1. Evet ben de okudum aynı kitabı; sanırım okuyan herkes de sonunda aynı duyguyu hissediyor. Başka bir durum anlatılmak isteniyor belki de diye düşünmeye başladım ben. yoksa bu kadar açık bir hataya düşülmez kurguda. 🙂

  2. Zülfü Livaneli’nin Son ada kitabını okumuştum. Daha önce Zülfü Livaneli kitapları okumamıştım. Bu kitabını da okumak isterim. Sizde eğer okumadıysanız Son ada kitabını okumanızı tavsiye ederim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin!